SON DAKİKA
Hava Durumu

DEVRİM YAPMAK ZORDUR…

Yazının Giriş Tarihi: 10.02.2026 20:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.02.2026 20:11

Devrim Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi’nde şöyle tanımlanır: Bir grubun yönetime karşı ayaklanarak iktidarı ele geçirmesi ve bunun sonucunda bir devletin siyasal ve sosyal yapısında oluşan ani ve şiddetli değişikliktir.

Bir başka anlatımla DEVRİM; bir toplumdaki var olan kurumları ve kuralları zorla değiştirmektir. Devrim, köhnemiş, donmuş ve ilerlemeye engel olan yerleşik kurum ve kuralları kırarak parçalayıp atmak; yerine toplumun ileri gitmesinin önünü açan yeni kurum ve kurallar koymaktır. Bu yüzden devrim, genellikle halka rağmen gerçekleştirilir.

Tarihimizde asırlarca süren saltanatın kaldırılarak Cumhuriyet idaresinin getirilmesi de başlı başına en büyük devrimdir ve bu kuruluşla birlikte başlayan devrim hareketi takip eden yıllarda da devam etmiştir. Bu kapsamda Şapka Giyilmesi ve Kıyafet, Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması, Takvim-Saat-Yeni Rakamlar ve Ölçülerde Değişiklik, Latin Harflerinin kabulü, Soyadı Kanunu gibi dönüşümler “Atatürk İnkılapları” olarak bilinmekte veya “Cumhuriyet Devrimi” olarak da anılmaktadır. Bunlar, kuruluşla birlikte başlayan Cumhuriyet Devrimi’nin devam eden safhalarıdır. Yani, Cumhuriyet Devrimi bir bütündür ve bu değişikliklerin her biri de devrimin kollarıdır, boy veren dallarıdır…

Cumhuriyetin ilanını izleyen dönemde yeni devletin kural ve kurumlarının tesisine hemen başlanılmıştır. Bu değişikliklerin ilki olan 25.11.1925 tarih 671 sayılı “Şapka İktisası Hakkında Kanun” ile TBMM üyeleri ve memurlara şapka giyme zorunluluğu getirilmiş, halkın bu esasa aykırı giyim alışkanlıkları da yasaklanmıştır. Bu kanun 28 Kasım 1925 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmeden çok önce konu ile ilgili itiraz ve istismarların başlatıldığını görüyoruz. Bunların en önde gelenlerinden biri de İskilipli Atıf hocanın yayımladığı “Frenk Mukallitliği ve Şapka” isimli risaledir. Bu itiraz ve istismarların ortak noktası ise fesin ve sarığın çıkarılıp şapka giyilmesinin Frenklere benzeme özentisi (mukallitliği) olduğu, şapkanın giyilmesiyle yabancılara (kâfirlere) benzeyip dinden çıkılacağı iddialarıdır.

Konu ile ilgili olarak yükselen bu itirazlara karşı aynı tarihlerde Süleyman Nazif ise şunları yazıyordu:“Medresedeki Çömezlik devrini tamamlamadan Anadolu’da vaaz ve irşada çıkmış sarıklılar “ecdat ruhuna mugayir kanunlara isyan etmeli” diye müstehrek cehlini göstermek için kasaba kasaba, köy köy dolaştılar. Yazar, “İmana Tasallut Risalesi” başlığı altındaki bu makalesini şöyle sürdürüyordu: “Müslüman olmayan Piyer Loti’nin masum şapkası Bursa’yı çiğneyen Yunan ordusuna casusluk yapan ve Eskişehir’in düştüğü gün Yunan kralına tebrik telgrafı çekme hayasızlığı gösteren Bursa müftüsünün yeşil sarığından daha mübarektir.”

Bugün, günümüzden tam bir asır öncesinin gündemindeki bu konunun, üzerinden bir yüz yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen, bazı siyaset bezirgânlarınca ve siyasal çıkar amaçlanarak gündeme taşınmak istendiğini ve bu amaçla üzerinin kaşınarak toplumu tahrik etme gibi bazı fitneleri de zaman zaman ibretle izliyoruz!..

Hatta, bir asır sonra bile “savaşta Yunan galip gelmiş olsaydı müesses olan hilâfetin kaldırılmayacağını ve durumun bundan daha iyi olacağını” açıkça iddia eden bazı gafillerin kişiliklerinin devletin yüksek kademelerinden de destek bulacak derecede öne çıkarılması ve kendilerine itibar gösterilmesi hayretleri mucip olmaktadır!..

Sonuç itibariyle devrim; ön yargıları yıkmak, yılların birikimi olan çemberleri kırmak, kafalarda oluşmuş kalıpları parçalayarak düşünceleri özgür kılmak için ve amacı toplumun yararına yönelik olsa da her zaman zorluklar karşısındadır.

Devrim, müesses (yerleşik) düzende bazılarının kurdukları çıkar çarklarına ket verir, onları bozar, kırar ve yerle bir eder.

Bu çıkar çevreleri inanç ve duygularıyla oynayarak bir takım saf ve temiz, ancak eğitimsiz insanları da etkileyerek peşlerinden sürüklerler.

Bu bakımdan devrim, Gazi Mustafa Kemal Paşa gibi milletinin yararına yürüdüğü bu yolculukta hiçbir kişisel beklentisi olmayan ve İzmir’de kurulan bir pusuda hayatına kastedilmek tehlikesini bile göze almış cesur liderlerin harcıdır.

Bu suikastın ortaya çıkarılması ve tertipçilerinin yakalanması üzerine Mustafa Kemal Paşa, İzmir’de 16 Haziran’dan 30 Haziran’a kadar kaldığı Naim Palas Oteli balkonundan toplanan ve kendisini coşkuyla karşılayan halka yönelik olarak yaptığı hitabette (İzmir’de yayımlanan Ahenk Gazetesi’nin 17.06.1926 Tarihli baskısında yazıldığı üzere) şöyle diyordu: “…Ben ölürsem necip milletimizin, beraber yürümekte olduğumuz yoldan asla ayrılmayacağına mutmainim, müsterihim. Hasımlarımız düşünebildikleri menfur çarelere istedikleri kadar tevessül etsinler. Onların mezbuhane hareketleri bizim İNKİLÂP ateşimizi söndüremez… Yaşasın millet!.. Yaşasın İNKİLÂBIMIZ!..”

Devrim yapmak cesaret ve kararlı liderlerin başarabileceği zorlu bir iştir!

Devrim yapmak zordur…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.