Geçtiğimiz günlerde televizyon ekranlarından çoğunuz görüntülü olarak izlemiş olmalısınız.
Antalya’nın Kepez ilçesinde bir gecekonduda 8, 6 ve 2 yaşlarında üç çocuklu bir aile yaşam savaşı veriyor…
Baba bir nedenle hapiste.
Anne üç çocuğunu barındırmak ve beslemek için çalışmak zorunda.
En büyüğü 8 yaşında olan, küçük çocuklar evde yalnız ve anne her gün olduğu gibi yine işe gitmiş.
Bu gecekonduda bir nedenle yangın çıkıyor; en büyükleri sekiz yaşında olan üç çocuk dumandan etkileniyorlar.
Yangını itfaiye söndürüyor; dumandan etkilenen üç çocuk hastaneye gitmek için ambulansa alınıyor…
Hastaneye götürüleceklerini duyan, diğer ikisinin de ağabeyi durumunda bulunan ve ambulansın bir köşesine büzülerek oturmuş olan çocuğun titrek ve ürkek sesiyle görevlilere itirazı boğazları düğüm düğüm ediyor, içimizi burkuyor, vicdanları yaralayıp; yürekleri yakıyor:
“AMA BENİM ANNEMİN PARASI YOK Kİ !..”
Şayet “ben bir insanım” diyorsanız; ta derinden içiniz sızlıyor, vicdanınız kanıyor, ortadaki tabloya bakıp insanlığınızdan utanıyorsunuz…
Hastanede para alınmayacağı söylenerek; üç çocuk bir şekilde konuldukları ambulansla hastaneye götürülmeye ikna ediliyorlar…
Sahi bizlere böyle ne olmuştu?
Toplum olarak çevremizdeki yaşamlara bu derece duyarsız mı olduk?
Hani söyleme geldiğinde; “Komşumuz aç iken tok olarak uyuyabilmek bize göre değildir” diyorduk?!
Utanmak insani bir duygudur ve insan olanlar utanılacak durumlarda utanırlar.
Bu utanış, kınanacak bir duygu değil; övülecek bir durumdur.
Ne var ki, çevremizde olası utanç duyacağımız durumların meydana gelmemesi için uyanık olmayı ve bu nedenle de “muhtaç olan var mı acaba” merakımızı gündemde tutmayı asla ihmal etmemeliyiz ve sık sık çevremizi gözlemlemeliyiz.
Yani böylesine içimizi karartan ve bir insan olarak utanacağımız görüntülerin oluşmaması için komşumuzdaki, sokağımızdaki, mahallemizdeki ve şehrimizdeki yaşamlardan haberdar olup; yardımlaşma duygularını diri tutmaya çaba göstermeliyiz…
Bizi insan yapan duygularımızdan önde gelenini!..
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İbrahim ERDOĞAN
U T A N M A K . . .
Değerli okuyucular!
Geçtiğimiz günlerde televizyon ekranlarından çoğunuz görüntülü olarak izlemiş olmalısınız.
Antalya’nın Kepez ilçesinde bir gecekonduda 8, 6 ve 2 yaşlarında üç çocuklu bir aile yaşam savaşı veriyor…
Baba bir nedenle hapiste.
Anne üç çocuğunu barındırmak ve beslemek için çalışmak zorunda.
En büyüğü 8 yaşında olan, küçük çocuklar evde yalnız ve anne her gün olduğu gibi yine işe gitmiş.
Bu gecekonduda bir nedenle yangın çıkıyor; en büyükleri sekiz yaşında olan üç çocuk dumandan etkileniyorlar.
Yangını itfaiye söndürüyor; dumandan etkilenen üç çocuk hastaneye gitmek için ambulansa alınıyor…
Hastaneye götürüleceklerini duyan, diğer ikisinin de ağabeyi durumunda bulunan ve ambulansın bir köşesine büzülerek oturmuş olan çocuğun titrek ve ürkek sesiyle görevlilere itirazı boğazları düğüm düğüm ediyor, içimizi burkuyor, vicdanları yaralayıp; yürekleri yakıyor:
“AMA BENİM ANNEMİN PARASI YOK Kİ !..”
Şayet “ben bir insanım” diyorsanız; ta derinden içiniz sızlıyor, vicdanınız kanıyor, ortadaki tabloya bakıp insanlığınızdan utanıyorsunuz…
Hastanede para alınmayacağı söylenerek; üç çocuk bir şekilde konuldukları ambulansla hastaneye götürülmeye ikna ediliyorlar…
Sahi bizlere böyle ne olmuştu?
Toplum olarak çevremizdeki yaşamlara bu derece duyarsız mı olduk?
Hani söyleme geldiğinde; “Komşumuz aç iken tok olarak uyuyabilmek bize göre değildir” diyorduk?!
Utanmak insani bir duygudur ve insan olanlar utanılacak durumlarda utanırlar.
Bu utanış, kınanacak bir duygu değil; övülecek bir durumdur.
Ne var ki, çevremizde olası utanç duyacağımız durumların meydana gelmemesi için uyanık olmayı ve bu nedenle de “muhtaç olan var mı acaba” merakımızı gündemde tutmayı asla ihmal etmemeliyiz ve sık sık çevremizi gözlemlemeliyiz.
Yani böylesine içimizi karartan ve bir insan olarak utanacağımız görüntülerin oluşmaması için komşumuzdaki, sokağımızdaki, mahallemizdeki ve şehrimizdeki yaşamlardan haberdar olup; yardımlaşma duygularını diri tutmaya çaba göstermeliyiz…
Bizi insan yapan duygularımızdan önde gelenini!..