SON DAKİKA
Hava Durumu

YAZMAK ÜSTÜNE

Yazının Giriş Tarihi: 18.01.2025 17:19
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.01.2025 17:06

Ne yazık ki, toplum olarak okumaya pek alışkınlığımız bulunmamaktadır.

Okumak deyince; günlük yayımlanan gazeteler, haftalık veya aylık belirli periyotlarla çıkan dergiler, hikâye ve roman türünde basılı kitaplar, bilimsel araştırmalar sonucu yayımlanan eserleri ve benzerlerini okumayı kastediyorum.

Okumak, ama ne için okumak?..

Tabii ki ve elbette anlamak ve öğrenmek için!..

Okuyanlarımızın pek az olduğu zaten bilinen bir gerçektir.

Ya okuduklarını anlayanlarımız ve bilgi dağarcığına yeni bir şeyler aktaranlarımızın toplumumuzda oransal durumu acaba nedir?

Benim de gerçekliğine inandığım bir konuda Prof. Dr. Mehmet Okuyan bir gerçeği dile getiriyor ve diyor ki: “Dünyada en çok okunan kitap elbette Kur’an’dır ve fakat en az anlaşılan ve düşünülen kitap da maalesef yine Kur’an’dır.”

Bu tespitin doğruluğuna hepimiz onay verebiliriz; niye ki denilirse, bu her gün tanık olduğumuz ve hepimizin gözleri önünde olan bir durumdur!

Burada kitabı okuruz ve okuturuz, ancak okumanın anlamak ve öğrenmek için olduğu gerçeğini çoğumuz göz ardı ederiz.

Bu durum sadece kutsal kitabımız dediğimiz Kur’an’da böyle de diğerlerinde farklı mıdır?

Tartışıla bilinir, tartışılmasında da yarar olabilir!..

Bu noktada, Merhum Namık Kemal’e ait olan “Bârika-i hakikat, müsademe-i efkârdan doğar” (Fikirlerin çatışmasından, gerçeğin parlak ışığı ortaya çıkar) cümlesini belirterek geçelim…

Şu halde hep beraber okuyalım, okumakla yetinmeyip araştıralım, sorgulayalım ve bu yoldan doğruya-gerçeğe ulaşarak fikirlerimizi edindiğimiz bilgiler üzerine bina edelim…

Hz. İsa’ya atfedilen bir sözde şu ifade bulunmaktadır: “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak”…

Gerçeği bulmak ve ifade etmek kişiyi özgürleştirir mi?

Ben denedim ve bu sözün haklılığını gördüm, gerçekleri ifade insanoğlunu özgürleştiriyor; sıranız geldiğinde deneyip siz de bunu görebilirsiniz…

Doğruları bilmeden veya bilip de saklayarak yalan ifadede bulunulduğunda boğazda bir düğümlenme ve vicdan denilen duyguda bir huzursuzluk oluşmadığını söyleyebilir miyiz?

İşte o düğümlenme ve huzursuzluk duygusu, bir yalanla ruhumuza vurduğumuz pranganın verdiği esarettir; yani yalanımızın özgürlüğümüze mal oluşudur!..

Kur’an’da da her sözü dinlemek ve en güzeline uymak ile doğru tanıklıkta bulunmak öğütlenmiyor mu?..

Değerli okuyucular!

Yukarıda, okumak “elbette anlamak ve öğrenmek için olmalıdır” demiştik.

Yazmak ise sorumluluktur ve yazarının omuzları üzerine büyük bir yük koyar…

Söz uçar gider, yazı ise kalıcıdır; peşi sıra sahibini izler ve ummadığı bir anda ortaya çıkıverir!

Bu sorumluluğu ben şu andan itibaren üzerimde duyumsamakta olduğumu söyleyebilirim!..

İrfan Dündar kardeşimizin internet ortamında başlattığı Bursa YEREL MEDYA sitesinde zaman zaman sizlerle buluşmanın hepimizin seveceğimiz bir uğraş olacağı inancındayım.

Okumalarımızı birlikte yapacağız; ancak, anlamak ve öğrenmeye yönelik olmak amacıyla…

İyi okumalar diliyorum.

Yeniden buluşmak ümidiyle…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.